Bu eser, aynı manzaranın iki ayrı zamandaki hâlini tek bir düzlemde buluşturur. Yukarıda yer alan açık daire ve aşağıdaki sıcak tonlu yansıması, gün ile gece, bilinç ile sezgi arasında kurulan sessiz bir diyaloğu temsil eder. Dağ formu ve onun suya düşen karşılığı, gerçek ile algı arasındaki sınırın ne kadar geçirgen olduğunu hissettirir.
Yatay renk katmanları, mekânı bölmekten çok dengeye çağırır; turuncu gökyüzü, mavi ve yeşil yüzeylerle karşılaşarak ritmik bir sakinlik yaratır. Keskin olmayan konturlar, doğanın sert değil akışkan yapısını vurgular.
Bu çalışma, bakılan bir manzaradan ziyade durulan bir anı anlatır. Zamanın iki yönde de aktığı, sessizliğin çoğaldığı bir eşik duygusu taşır.