Bu eser, tek bir formun içinde açılan boşluk üzerinden varlık ve yokluk arasındaki ilişkiyi ele alır. Koyu yeşil kütle, yüzeyde ağır ve kararlı bir duruş sergilerken; merkezde açılan açık alan, nefes alan bir boşluk gibi çalışır.
Formun kenarları net değildir; yumuşak geçişler ve hafif dokusal farklılıklar, statik bir şekilden çok yaşayan bir yapıyı çağrıştırır. Zeminle form arasındaki kontrast, kompozisyona sessiz ama güçlü bir denge kazandırır.
Eser, doluluğun tek başına anlam taşımadığını; boşluğun da form kadar belirleyici olduğunu ima eder. Minimalist yapısı sayesinde mekânda sakinlik, derinlik ve düşünsel bir duruş yaratır.