İz, varlık ve yokluk arasındaki ince sınırı temsil eden güçlü bir minimal kompozisyondur. Siyah formun tek bir dikey hatta yoğunlaşması, esere hem dramatik bir duruluk hem de güçlü bir sembolik anlam kazandırır.
Dokulu açık zemin, zamanın bıraktığı izleri çağrıştırırken; koyu form tek başına ayakta kalan bir düşünce, bir duruş, bir hafıza gibi var olur. Eser, izleyiciye tek bir anlam dayatmaz — herkes kendi hikâyesini içinde bulur.