Bu eser, doğayı betimlemekten çok onun ritmini yeniden kurar. Katman katman ilerleyen formlar; dağ, su ve gökyüzü çağrışımlarını soyut bir düzlemde bir araya getirir. Kompozisyonun merkezinde yer alan geniş dairesel form, batmakta ya da doğmakta olan bir güneş gibi zamansız bir anı temsil eder.
Koyu ve açık tonlar arasındaki geçişler, manzarayı yatay bir akışa taşırken; turuncu, mavi ve yeşil renk blokları mekân duygusunu sadeleştirerek neredeyse sessiz bir denge yaratır. Keskin sınırlar yerine yumuşak eğriler tercih edilmesi, doğanın durağan değil sürekli dönüşen yapısını vurgular.
Bu çalışma, bir manzaraya bakmaktan çok onun içinde durma hissini uyandırır. Zamanın yavaşladığı, günün askıda kaldığı bir eşiği temsil eder.